Oslo’ya psikoloji okumak için yeni taşınan Ida, Trondheim’daki edebiyat eğitimini yarıda bırakmış, hayatın neredeyse her ayrıntısından kaygı duyan genç bir kadındır; otobüste doğru durakta inememekten halka açık bir tuvalette tuvalet kâğıdının bitmesine, çevresel değişimlerden olası bir dünya savaşına kadar her şey zihninde büyür. Ancak onu en derinden sarsan korku, terördür; rastgele bir saldırının kurbanı olma ihtimali, Ida’nın dünyayı algılayışını belirleyen en karanlık endişeye dönüşmüştür. Hikâye, genç bir kadının günlük hayatın görünürde küçük ama zihninde devleşen tehditleriyle baş etmeye çalışırken, kaygının insanın özgürlüğünü nasıl kuşatabildiğini, modern dünyanın belirsizlikleri karşısında güven arayışını ve kontrol etme isteğinin kırılganlığını hem içten hem de incelikli bir dille ele alıyor.
Ida has just arrived in Oslo to study psychology at the University, after dropping out of her literature studies in Trondheim. Ida's is anxious for most things. Not getting of the bus at the right stop, running out of toilet paper on the public toilet, environmental changes and world war three. But her greatest fear is terror. There is nothing that frightens her more than being a victim of a random attack.
Yorumlar